Skip to content
2 August 2026, Sunday | 23:24

Taha Investigates

Menu
  • Investigations
  • Conflicts
  • Photos
  • Support
  • Contact
Menu

Şam’daki İlk Türk Hava Şehitleri ve Havacılığa İlk Adım

Posted on February 15, 2026 by raskolnikovunBaltasi

İstanbul–Kahire Seferi (1914)

Balkan Savaşları’nın ardından Osmanlı Devleti yalnızca toprak kaybetmemişti; itibarını, özgüvenini ve çağın gerisinde kalmadığını dünyaya gösterme iddiasını da yeniden inşa etmek zorundaydı. İşte bu atmosferde, gökyüzü bir vitrin olarak seçildi. Harbiye Nazırı Enver Paşa, Osmanlı havacılığının gücünü gösterecek iddialı bir adım attı: İstanbul’dan Kahire’ye uzanacak bir hava seferi.

Bu yalnızca bir uçuş değildi. Devletin Anadolu’dan Levant’a, oradan Mısır’a uzanan coğrafyada hâlâ söz sahibi olduğunu ilan eden sembolik bir yolculuktu. Resmî adıyla İstanbul–İskenderiye Hava Seyahati, 1914 Şubat’ında başladı.

Gökyüzüne Açılan İki Tayya­re

Sefer için iki uçak hazırlandı:
Bleriot tipi “Muavenet-i Milliye” ve Deperdussin tipi “Prens Celalettin.”

  • Muavenet-i Milliye’de Pilot Yüzbaşı Mehmet Fethi Bey ile Rasıt Üsteğmen Sadık Bey,
  • Prens Celalettin’de ise Pilot Teğmen Nuri Bey ve Rasıt Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey görev aldı.

8 Şubat 1914’te, Yeşilköy’de yağmura rağmen düzenlenen törenle uçaklar havalandı. Törende Osmanlı yönetiminin en üst isimleri vardı. Basın ve halk bu seferi yalnızca merakla değil, umutla izliyordu.

Planlanan güzergâh cesurdu:
İstanbul’dan başlayarak Eskişehir, Afyon, Konya, Adana, Halep, Humus, Beyrut, Şam, Kudüs, El-Ariş, Port Said ve Kahire… Toplam 2.500 kilometreyi aşan bir gökyüzü yolculuğu.

Şam’da Yarım Kalan Uçuş

Fethi ve Sadık Beyler, tüm zorluklara rağmen Şam’a kadar başarıyla ulaştı. Burada halkın yoğun ilgisiyle karşılandılar, gazetecilere demeç verdiler. Ancak 27 Şubat 1914’te Kudüs’e doğru havalanan uçak, Taberiye Gölü yakınlarında düştü. Kazanın nedeni kesin olarak belirlenemedi; kötü hava şartları ve teknik arıza ihtimali üzerinde duruldu.

Osmanlı havacılığının iki öncüsü, görev başında şehit düştü.

Cenazeleri Şam’a getirildi. Büyük bir kalabalığın katıldığı törenin ardından, Selahaddin Eyyubi’nin türbesinin bulunduğu alana defnedildiler. Bugün hâlâ, Emeviye Camii’nin yanı başında sessizce gökyüzüne bakarlar.

İkinci Kayıp, Aynı Toprak

Seferi sürdüren ikinci uçak, Yafa’ya kadar ulaşmayı başardı. Ancak 11 Mart’ta kalkış sırasında irtifa alamayan uçak denize düştü. Pilot Teğmen Nuri Bey boğularak şehit oldu. Rasıt Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey ise kurtarıldı.

Nuri Bey de arkadaşlarının yanına, Şam’da defnedildi. Böylece Osmanlı havacılığı, tarihe geçen ilk hava şehitlerini verdi.

Görev Yarım Kalmasın Diye

Bu kayıplara rağmen sefer iptal edilmedi. Edremit halkının bağışlarıyla alınan yeni bir Bleriot uçağına “Edremit” adı verildi. Uçak gemiyle Beyrut’a taşındı, orada monte edildi ve yeni ekip yola çıktı.

Zorlu hava koşullarına rağmen Osmanlı pilotları 9 Mayıs 1914’te Kahire’ye ulaştı. Gösteri uçuşları yapıldı, bağışlar toplandı, yeni uçaklar alındı. Sefer, askerî olduğu kadar toplumsal bir seferberliğe de dönüştü.

Hatıranın Taşa Kazındığı Yerler

Şehitlerin acısı Anadolu’da derin yankı buldu. Mehmet Fethi Bey’in memleketi Meğri’nin adı Fethiye olarak değiştirildi. İstanbul Fatih’te, Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanan anıt, kırık bir sütunla bu yarım kalan yolculuğu simgeledi.

Beyaz mermer ve bronzdan yapılan bu anıt, yalnızca bir kazayı değil; gökyüzüne açılan bir idealin bedelini anlatır.

Şam’da Sessiz Bir Tanıklık

Şam’da, Selahaddin Eyyubi’nin gölgesinde yatan bu mezarların başında dururken insan ister istemez şunu düşünüyor: Bu topraklarda gökyüzüyle kurulan bağ yeni değil. Fethi, Sadık ve Nuri Beyler, yalnızca bir seferin değil, bir iradenin parçasıydı. Devletin haritada hâlâ var olduğunu göstermek için çıktıkları yolculuk, onları tarihin en sessiz ama en ağır sayfalarına yazdı. Bugün burada, savaşların ve yıkımın ortasında ayakta kalan bu mezarlar, gökyüzüne bakarak ölenlerin hâlâ bu coğrafyada bir sözü olduğunu hatırlatıyor.

Category: Şam

Leave a Reply Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Taha Yasin Erel, sahada çalışan bağımsız bir araştırmacı gazetecidir. İnsan hakları ihlalleri, bastırılan kimlikler ve kapalı coğrafyalarda yaşananları belgelemek için dünyanın farklı bölgelerinde saha araştırmaları yürütür.

HOME ABOUT SOCIAL
CONTACT

TAHA INVESTIGATES · ALL RIGHTS RESERVED
© 2026 Taha Investigates | Powered by Minimalist Blog WordPress Theme