Şam sokaklarında yürürken, şehrin sadece yönetiminin değil, renklerinin ve sembollerinin de nasıl bir “temizlik” sürecinden geçtiğine şahitlik ediyorsunuz. On yıllar boyunca Esad rejiminin ve Baas Partisi’nin mutlak egemenliğini simgeleyen kırmızı-beyaz-siyah zemin üzerindeki iki yeşil yıldız, bir bayraktan çok daha fazlasıydı. Bu bayrak, dükkan kepenklerinden duvarlara, okul sıralarından resmi binalara kadar her yere adeta bir mühür gibi kazınmıştı. Bir dükkan sahibinin kepengini o iki yıldızlı bayrağa boyatması, çoğu zaman bir bağlılık gösterisinden ziyade, o günün siyasi ikliminde hayatta kalabilmek için atılan mecburi bir imzaydı. Bugün ise Şam’ın o meşhur kepenkleri, eski rejimin izlerini silmek isteyen fırça darbeleriyle yeniden şekilleniyor. Yıllarca korkunun ve baskının sembolü olarak görülen “iki yıldız”, bugün yerini hızlı bir şekilde Suriye’nin bağımsızlık hafızasına bırakıyor.

Bu görsel dönüşümün merkezinde, 2011’den bu yana muhaliflerin özgürlük ve bağımsızlık arzusuyla göndere çektiği “üç kırmızı yıldızlı” bayrak yer alıyor. Aslında bu, Suriye için yeni bir icat değil; 1932 yılında Fransa’dan kazanılan bağımsızlık döneminin mirasıdır. Yeşil, beyaz ve siyah şeritlerin ortasında parlayan o üç kırmızı yıldız, bugün yeni Suriye’nin farklı etnik ve dini gruplarının birliğini ve rejimle olan tüm bağların koptuğunu simgeliyor. Şehrin her köşesinde karşımıza çıkan bu “yeni bayrak”, sadece bir zafer ilanı değil, aynı zamanda halkın yıllarca bastırılan aidiyet duygusunu en görünür şekilde dışa vurma biçimidir. Sokaklarda artık sadece bir kumaş parçası değil, bir devrin kapanışını ve Suriye’nin kendi tarihsel köklerine dönüş çabasını görüyorsunuz.

Ancak bu değişim sadece eskiyi silip yeniyi boyamaktan ibaret değil; aynı zamanda Suriye’nin gelecekteki kimliğine dair devasa bir “semboller savaşına” işaret ediyor. Bazı sokaklarda bağımsızlık bayrağı dalgalanırken, hemen yanında beliren siyah sancaklar ve dini vurgulu bayraklar, “Yeni bir şeriat devleti mi geliyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Bu durum, Suriye’nin sadece fiziki olarak değil, ideolojik olarak da ne kadar karmaşık ve çok sesli bir inşa sürecine girdiğinin en net kanıtıdır. Duvarlardan silinen her iki yıldız, aslında bir dönemin hatırasını da beraberinde götürürken; her yere asılan üç yıldız, Suriye’nin bir daha asla eskisi gibi olmayacağının en somut, en renkli ve belki de en sancılı ilanı olarak karşımızda duruyor.
