Skip to content
2 August 2026, Sunday | 22:23

Taha Investigates

Menu
  • Investigations
  • Conflicts
  • Photos
  • Support
  • Contact
Menu

14 Yıllık Sessizliğin Ardından: Şam Kitap Fuarı ve Bir Şehrin Kültürel Uyanışı

Posted on February 24, 2026 by raskolnikovunBaltasi

Şam’ın o meşhur, tozlu ve yorgun sokaklarında yıllardır yankılanan barut sesleri ve metalik gürültüler, bu kez yerini beklenmedik bir tınıya bıraktı: Matbaa mürekkebinin o kendine has kokusu ve binlerce sayfanın aynı anda çevrilmesinden doğan o huzurlu hışırtı. Bu sadece bir kültürel bir etkinliği değil, bir halkın toplu hafızasını ve yıllar sonra ilk kez “biz” diyerek sokağa dökülme iradesini gözlemledim. 14 yıllık uzun ve karanlık bir aradan sonra kapılarını açan Şam Uluslararası Kitap Fuarı, aslında Suriye’nin sadece kitaplarla değil, kendi geleceğiyle de yeniden tanışma sahnesiydi.

Yazılan ve Okunan Bir Tarih: 14 Yıllık Hasretin Sonu

“Yazdığımız tarih, okuduğumuz tarih” sloganıyla yola çıkan bu yılki fuar, 57. kez düzenleniyor olsa da Şam halkı için “ilk” olma özelliği taşıyordu.

Devrimden sonraki bu ilk büyük organizasyon, savaşın gri perdesini yırtıp atan bir renk cümbüşü gibiydi. Şehrin farklı köşelerinden kalkan özel otobüslerle fuar alanına taşınan binlerce insan, aslında sadece bir kitap satın almaya değil, yıllardır mahrum kaldıkları o “kamusal neşeye” ortak olmaya gelmişlerdi.

Sabahın erken saatlerinden gün batımına kadar süren insan akışı, çocukların kahkahaları ve müzik sesleri, Suriye’nin üzerinde asılı duran o kasvetli havayı bir nebze olsun dağıtıyordu. Halk, bir arada olmayı, bir meydanda korkusuzca toplanmayı ve ortak bir kültürel paydada buluşmayı ne kadar özlediğini her adımda belli ediyordu. Bu, sadece bir alışveriş değil, toplumsal bir rehabilitasyon seansı gibiydi.

Sınırları Aşan Kelimeler: Kürtçe ve Türkçe’nin Sessiz Devrimi

Fuarın en çarpıcı ve belki de bölgedeki ideolojik kırılmayı en iyi özetleyen detayı, stantlardaki dil çeşitliliği ve bu çeşitliliğe gösterilen resmi kabuldü. Yaklaşık 35 ülkeden 500’e yakın yayınevinin katıldığı bu dev organizasyonda; Arapça ve İngilizcenin yanı sıra Kürtçe ve Türkçe eserlerin de okuyucuyla buluşması tarihi bir dönüm noktasıydı. On yıllar boyunca katı bir Arap milliyetçiliğiyle yönetilen ve Kürtçeyi kamusal alandan silen eski rejimin aksine, Kürtçe eserlerin ön plana çıkarılması yeni Suriye’nin kimlik inşasında attığı en radikal adımlardan biriydi.

Katar ve Suudi Arabistan’ın “onur konuğu” olarak yer aldığı fuarda, Türkçe kitaplara gösterilen yoğun ilgi ise coğrafi sınırların ötesinde, kültürel köprülerin ne kadar hızlı onarılabileceğini kanıtlıyordu. Suriye Ulusal Kütüphanesi’nin tozlu raflardan çıkarıp sergilediği nadir eserler, bu toprakların köklü geçmişini hatırlatırken, yeni dillerin özgürlüğü geleceğin çok dilli yapısına işaret ediyordu.

Mürekkep ve Çelik: Yeni Devletin Vitrini

Ancak bu fuar, sadece edebiyatseverlerin buluştuğu naif bir alan olmanın ötesinde, yeni hükümetin kendi “vitrinini” kurduğu bir devlet meydanıydı. Fuar alanında dolaşırken sadece yayınevlerini değil, Turizm, Teknoloji ve Spor gibi bakanlıkların kurduğu modern stantları görüyordunuz. Bu, “biz buradayız ve kurumsallaşıyoruz” demenin bir yoluydu.

Fakat tüm bu bakanlıklar arasında bir tanesi vardı ki, hem ihtişamı hem de yarattığı tezatla tüm ilgiyi üzerine çekiyordu: Savunma Bakanlığı Standı.

Şiir kitaplarının ve romanların birkaç metre ötesinde, cepheden yeni getirilmiş gerçek füzeler, ağır makineli tüfekler ve zırhlı mühimmatlar sergileniyordu.

Bu tezat, aslında Suriye’nin en çıplak gerçeğiydi. Bir yanda entelektüel bir uyanışın hayalleri kurulurken, diğer yanda o hayalleri koruyan çeliğin soğukluğu fuarın tam merkezine yerleşmişti.

Bir Gazetecinin Not Defterinden: RPG ile İlk Atış

Savunma Bakanlığı standının en dikkat çekici özelliği, sergilenen silahların sadece birer dekor olmamasıydı. Bakanlık, sahada bizzat kullanılmış ağır silahları simülasyon kitleriyle donatarak halkın deneyimine sunmuştu. İnsanlar, bir kitaba dokunur gibi bir roketatara dokunabiliyor, savaşın o yıkıcı enstrümanlarını bir oyun disiplini içinde tecrübe edebiliyorlardı. Standı ziyaret ettiğim sırada, Türkiye’den gelen bir araştırmacı gazeteci olduğumu öğrenen görevlilerin samimi ilgisiyle karşılaştım. Bana, omuzda taşınan ve tankların korkulu rüyası olan bir RPG füze fırlatıcısıyla atış yapmamı teklif ettiler.

Kitap fuarının o nezih atmosferi içinde, omzuma yerleştirdiğim o ağır çelik kütlesi ve simülasyonun yarattığı o yapay patlama sesi, bölgedeki gerçekliğin ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha yüzüme vurdu. Suriye, kalemle yeni bir tarih yazmaya çalışırken, bir yandan da o kalemi tutan eli koruyan silahı asla yanından ayırmıyordu.

Şam Kitap Fuarı’ndan ayrılırken aklımda kalan en net görüntü; elinde yeni aldığı masal kitabıyla, babasının omuzunda bir füze simülasyonunu izleyen o küçük çocuğun meraklı bakışlarıydı.

Suriye halkı için bu fuar, 14 yıllık sessizliğin ardından gelen bir haykırış, yeni bir dünyayla kurulan ilk temas ve belki de en önemlisi, barut kokusunun arasından sızan o keskin mürekkep kokusunun verdiği zafer hissiydi.

Category: Şam

Leave a Reply Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Taha Yasin Erel, sahada çalışan bağımsız bir araştırmacı gazetecidir. İnsan hakları ihlalleri, bastırılan kimlikler ve kapalı coğrafyalarda yaşananları belgelemek için dünyanın farklı bölgelerinde saha araştırmaları yürütür.

HOME ABOUT SOCIAL
CONTACT

TAHA INVESTIGATES · ALL RIGHTS RESERVED
© 2026 Taha Investigates | Powered by Minimalist Blog WordPress Theme