Yıllar süren yıkıcı iç savaş (2012-2016) ve 2023 depreminin ardından Suriye’nin ikinci büyük şehri olan Halep, kapsamlı yeniden inşa çalışmaları ve sakinlerinin şehre geri dönüşüyle yeniden hayata tutunuyor. Dünya Bankası raporlarına göre savaşın Halep vilayeti genelinde yol açtığı hasarın maliyeti 31 milyar doları bulurken, savaş öncesi 3 milyon olan şehir nüfusu bir dönem 900.000’e kadar gerilemişti. Ancak son dönemde sağlanan istikrarla birlikte, kentin fiziksel ve sosyal dokusu hızla onarılmaktadır.

Günlük Yaşama Dönüş ve Altyapı Çalışmaları
Bölgede merkezi hükümetin kontrolü yeniden sağlaması ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Eşrefiyye ve Şeyh Maksud gibi mahallelerden çekilmesinin ardından, yerinden edilmiş sivillerin %90’ından fazlası evlerine geri dönmüştür. Kamu hizmetlerinin yeniden başlamasıyla birlikte elektrik şebekesinin yaklaşık %80’i onarılmış, fırınlar 24 saat esasına göre çalışarak günlük 22 bin kilogram ekmek üretimine başlamış ve toplu taşıma hizmetleri yeniden faaliyete geçmiştir. Ayrıca, hasar gören okulların onarımı hızlandırılarak öğrencilerin eğitime dönmesi için gerekli kışlık hazırlıklar ve rehabilitasyon çalışmaları yürütülmektedir.
Tarihi Mirasın ve Ulu Camii’nin İhyası
Halep’in kültürel mirasının kalbi olan tarihi yapılar da küllerinden doğuyor. 8. yüzyılda inşa edilen ve Suriye’nin en eski camilerinden biri olan Ulu Camii, savaş sırasında duvarlarının çökmesi, dua salonunun yanması ve 11. yüzyıldan kalma ünlü minaresinin 2013’te tamamen yıkılmasıyla ağır hasar almıştı. 2016 yılından bu yana geleneksel el sanatları kullanılarak titizlikle yürütülen restorasyon çalışmalarının ilk aşaması tamamlanmış ve cami, Ramazan ayı boyunca ibadete kısmen yeniden açılmıştır.

1986’dan beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi pazar yerleri (çarşılar) savaşta %60 oranında hasar görmüş, %30’u ise tamamen yıkılmıştı. Ağa Han Kültür Vakfı (AKTC) öncülüğünde 2018’de başlayan çalışmalarla tarihi çarşıların sekiz ana bölgesi onarılarak 277 dükkan eski sahiplerine teslim edilmiş, Bizans dönemine kadar uzanan al-Halawiya Medresesi gibi tarihi yapılar koruma altına alınmıştır. Çarşı esnafı, dükkanlarına geri dönmenin savaşın travmalarını iyileştirdiğini, bölgede pozitif bir enerjinin ve iyileşme hissinin hakim olduğunu belirtmektedir.

Gaziantep ile Yeniden Canlanan Kardeş Şehir İlişkisi ve Türkiye’nin Rolü
Halep’in yeniden inşasında, Osmanlı döneminde 400 yılı aşkın süre aynı idari yapı içinde yer aldığı Türkiye’nin Gaziantep şehri stratejik bir rol üstlenmektedir. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve beraberindeki Türk heyeti, Halep Valisi Azzam el-Garib ile bir araya gelerek geçmişte dondurulan “kardeş şehir” anlaşmasını yeniden canlandırmıştır. Görüşmelerde şu önemli projeler masaya yatırılmıştır:

- Kuveyk Nehri’nin yeniden canlandırılması ve halka açık yeşil alanların (Halep Genel Parkı vb.) yenilenmesi.
- Tarihi ecdad yadigarı Osmanlı eserlerinin ortak teknik çalışmalarla restore edilmesi.
- Selame Sınır Kapısı ile Halep’i bağlayan karayolunun modernize edilerek İpek Yolu’nun bir parçası haline getirilmesi.

Buna ek olarak, Halep’in inşasına doğrudan katkı sunmak amacıyla Türk inşaat firmaları (Acarsan Holding ve MRF Group) ile Suriyeli Al-Hassan Holding arasında tarihi bir iyi niyet protokolü imzalanmıştır. Bu iş birliği sayesinde Gaziantep’in üretim, sanayi ve ticaret tecrübesinin Halep’in kalkınmasına aktarılması hedeflenmektedir.

Kısa süre önce yaşanan çatışmalar halkta geçici bir tedirginlik yaratsa da, Halep halkı artık geçmişin acılarını geride bırakıp, siyasi ayrımlara odaklanmadan sadece barış içinde yaşamak, çalışmak ve çocuklarına güvenli bir gelecek inşa etmek istemektedir. Merkezdeki inşa ve restorasyon projeleri ise bu umudun en somut göstergesi olarak hız kesmeden devam etmektedir.

Tarihi Halep Kalesi
Halep’in tam kalbinde, şehre hâkim bir tepe üzerinde yükselen Halep Kalesi, dünyanın kesintisiz olarak kullanılan en eski savunma yapılarından biri kabul edilir. Temelleri antik dönemlere kadar uzanan kale, özellikle Eyyubîler ve Memlükler döneminde bugünkü görkemli formuna kavuşmuştur. 13. yüzyılda inşa edilen anıtsal giriş kapısı, savunma mimarisinin en etkileyici örneklerinden biridir. Taş köprüyle ulaşılan bu devasa kapı sistemi, yalnızca askeri bir yapı değil; aynı zamanda Orta Çağ İslam mimarisinin estetik ve mühendislik gücünü yansıtan sembolik bir eserdir.

Yüzyıllar boyunca Roma, Bizans, Eyyubî, Memlük ve Osmanlı hâkimiyetine tanıklık eden kale, Halep’in siyasi ve ticari öneminin bir göstergesi olmuştur. Suriye iç savaşı sırasında çevresindeki tarihi çarşılarla birlikte ağır hasar almasına rağmen, hâlâ şehrin siluetini belirleyen en güçlü simge olmayı sürdürüyor. Halep Kalesi bugün, yalnızca bir savunma yapısı değil; yıkıma rağmen ayakta kalabilen bir şehrin direncinin taşlaşmış hâli olarak yükselmeye devam ediyor.

Sonuç: Yıkımdan Dirilişe Uzanan Bir Şehir
Halep bugün yalnızca fiziksel olarak yeniden inşa edilen bir şehir değil; aynı zamanda toplumsal hafızasını ve özgüvenini yeniden kurmaya çalışan bir medeniyet merkezidir. Savaşın milyarlarca dolarlık yıkımı, nüfus kaybı ve ardından gelen deprem felaketi şehrin omuzlarına ağır bir yük bindirmiş olsa da, sokaklarda yükselen inşaat sesleri, yeniden açılan dükkânlar ve ibadete açılan tarihi mekânlar başka bir hikâye anlatıyor: kalıcılık ve direnç hikâyesi.
Elektriğin yeniden yanması, fırınların gece gündüz çalışması, öğrencilerin okullarına dönmesi ve çarşı esnafının kepenk kaldırması; bunların her biri yalnızca teknik gelişmeler değil, sosyal toparlanmanın işaretleridir. Ulu Camii’nin minaresinin yeniden yükselmesi ya da tarihi çarşıların canlanması, Halep’in sadece betonla değil, kimliğiyle de ayağa kalktığını gösteriyor. Gaziantep ile yeniden kurulan iş birlikleri ve ekonomik projeler ise şehrin bölgesel ticaret ağına entegre olma potansiyelini güçlendiriyor.
Halep Kalesi’nin yüzyıllardır şehrin üzerinde dimdik durması gibi, Halep de tüm sarsıntılara rağmen ayakta kalmayı başardı. Bugün şehir, geçmişin acıları ile geleceğin umutları arasında bir eşikte duruyor. Eğer mevcut istikrar korunur, ekonomik ve sosyal projeler sürdürülebilir şekilde devam ederse, Halep yalnızca savaş öncesi günlerine dönmekle kalmayabilir; daha planlı, daha dirençli ve daha bilinçli bir şehir olarak yeniden doğabilir.
Çünkü Halep’in hikâyesi, yıkımın değil; yeniden ayağa kalkmanın hikâyesidir.
