Deyrizor’dan çıktıktan sonra yönümü kuzeye çevirdim. Fırat’ın kıyısını takip ederek Rakka’ya doğru ilerledim. SDG/YPG-PKK güçlerinin çekilmesinden yalnızca 15 gün sonra şehre giriş yapıyordum.
Deyrizor’a kıyasla ilk izlenimim şuydu:
Hasar daha az.
Hayat daha canlı.
Ama insanlar daha mesafeli. Daha soğuk. Daha temkinli.
Suriye’de şehir şehir dolaştıkça şunu fark ediyorsunuz:
Her bölge başka bir ülke gibi.
Rakka da o “başka ülkelerden” biri.

Bir Zamanlar IŞİD’in “Başkenti”
Rakka’nın adı dünyada en çok, IŞİD’in sözde hilafet başkenti olduğu dönemde duyuldu. 2014–2017 arasında şehir, örgütün idari ve propaganda merkezine dönüştü. Meydanlarda infazlar, sokaklarda siyah bayraklar, katı kurallar…
Bugün o bayraklar yok. Ama izleri hâlâ sokaklarda.

Şehir merkezinde dolaşırken dikkatimi çeken şey, tamamen siyah çarşaflarla dolaşan kadınların yoğunluğuydu. Bu görüntü yalnızca dini bir tercih değil; geçmişin, baskının ve travmanın izlerini taşıyor.
IŞİD sonrası dönemde Rakka, bu kez SDG’nin ana üs noktalarından biri haline geldi. Askeri varlık, kontrol noktaları ve yeni bir idari düzen…
Ve şimdi, 2026 Ocak operasyonları sonrası yeni bir dönem.

2026 Operasyonu: Dengelerin Değişimi
Ocak 2026’da, Devlet Başkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki geçiş hükümeti kuzeydoğu Suriye’ye yönelik geniş çaplı bir askeri harekât başlattı. Amaç netti:
- Ülkeyi tek merkez altında toplamak
- Devlet otoritesini yeniden tesis etmek
- Fırat’ın doğusundaki silahlı özerk yapıları sonlandırmak
- SDG’yi devlet kurumlarına entegre etmek
Çatışmalar Halep’te başladı. Ardından doğuya kaydı. Deyr Hafir’in alınması psikolojik bir kırılma noktasıydı.
18 Ocak’a gelindiğinde Tabka, Fırat Barajı ve askeri üs hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Rakka ve Deyrizor’un doğu kırsalı da el değiştirdi. El-Ömer petrol sahası ve Conoco gaz tesisi dahil stratejik noktalar hükümet ve müttefik Arap aşiret güçlerinin kontrolüne geçti.
30 Ocak 2026’da varılan kapsamlı anlaşma ile SDG güçlerinin kademeli entegrasyonu ve kalıcı ateşkes süreci başladı.
Ama sahada hissedilen şey “zafer” değil; temkinli bir bekleyiş.
Meydandaki Bayrak ve Sessiz Kalabalık
Ben Rakka’ya varmadan iki gün önce şehir meydanında büyük bir bayrak çekme töreni düzenlenmişti. Yeni dönemin sembolü olarak dev bir bayrak göndere çekilmiş, meydanda kalabalık toplanmıştı.
Görüntü güçlü ve mesajı netti:
Bir dönem kapanıyor, yeni bir sayfa açılıyordu.

Meydana ulaştığımda o büyük bayrak hâlâ gökyüzünde dalgalanıyordu. Kumaşın rüzgârla sertçe savruluşu, şehrin yaşadığı sert geçişleri hatırlatır gibiydi. Ancak o törene katılanların yüzlerine yansıyan ifade anlatıldığı gibi değildi.
Coşkudan çok temkin vardı.
Sevinçten çok ölçülülük.
Rakka, son on yılda fazlasıyla el değiştirmiş bir şehir. Önce IŞİD’in sözde başkenti, ardından başka bir gücün ana üssü, şimdi yeniden merkezi otoritenin kontrolünde. Bu kadar çok kez “yeni başlangıç” yaşamış bir şehirde insanlar artık yüksek sesle kutlama yapmayı öğrenmemiş gibi.
Sanki herkes aynı duyguda birleşmişti:
Bekleyelim.
Görelim.
Gerçekten değişecek mi?
Bayrak gökyüzündeydi.
Ama şehir, henüz ayaklarını yere sağlam basmadan umut etmeye hazır değildi.
Daha Az Yıkım, Daha Fazla Endişe
Deyrizor haritadan silinmiş gibiydi.
Rakka ise ayakta ama kırılgan.
Şehirde hayat var:
- Pazarlar açık
- Küçük dükkânlar çalışıyor
- Trafik akıyor
Ama güven duygusu tam değil.
Fırat üzerindeki El-Mansur ve El-Reşid köprülerinin havaya uçurulması şehri fiziksel olarak ikiye bölmüş. Altyapı hasarlı. Elektrik ve su sorunları sürüyor.
Üstelik güvenlik tehdidi tamamen ortadan kalkmış değil. 23 Şubat 2026’da Sabahiya kontrol noktasına düzenlenen saldırı, IŞİD hücrelerinin hâlâ varlık gösterdiğini ortaya koydu.
Rakka’da hayat dönüyor ama diken üstünde.

Bölgeden Bölgeye Değişen Suriye
Palmira’da tarih konuşuyordu.
Deyrizor’da petrol.
Rakka’da ise güç dengeleri.
Suriye’nin her bölgesi gerçekten başka bir ülke gibi:
- Kültürel atmosfer farklı
- Güvenlik hissi farklı
- İnsanların devlete bakışı farklı
- Sokaktaki ruh hali farklı
Rakka’da insanlar daha içine kapanık. Daha az konuşuyor. Daha fazla ölçüp tartıyor.
Belki de bunun nedeni, bu şehrin çok fazla “merkez” olması:
- IŞİD’in merkezi
- SDG’nin merkezi
- Şimdi yeniden Şam’ın merkezi
Sürekli merkez olan bir şehir, en çok yıpranan şehir oluyor.

Şimdi Ne Olacak?
Rakka’nın kaderi, yalnızca askeri kontrolle belirlenmeyecek.
Asıl mesele şu:
- Entegrasyon süreci gerçekten işleyecek mi?
- Yerel halk karar mekanizmalarına dahil edilecek mi?
- Güvenlik kalıcı hale gelecek mi?
- Ekonomi üretime dönebilecek mi?
Suriye’nin kuzeydoğusu yıllarca enerji, ideoloji ve jeopolitik hesapların sahası oldu. Şimdi ilk kez, merkezi bir yeniden yapılandırma iddiası var.
Ama Rakka sokaklarında yürürken şunu hissediyorsunuz:
Bu şehir artık büyük sözlere inanmıyor.
Somut değişim görmek istiyor.
Son Not
Rakka, yıkılmış bir başkentten, belirsiz bir geçiş şehrine dönüşmüş durumda.
Hayat var.
Ama temkinli.
Gelecek var.
Ama garantisiz.
Suriye’nin her bölgesi başka bir ülke gibi demiştim.
Rakka ise, geçmişi çok ağır olan bir ülke gibi.
Ve şimdi, yeniden normalleşmenin ne demek olduğunu öğrenmeye çalışıyor.
